07:20 – Gözlerimi açtım.. Kapadım.. Açtım.. Karanlık denebilecek kadar loş bu sabah oda.. Kendimi yataktan çıkmaya ikna etmekte güçlük çekmeye başladığımdan bu yana odanın en uzak köşesine yerleştirdiğim telefonumun sinir bozucu alarmının beynimi tırmalamaya başlaması her sabah olduğu gibi bu sabah da sadece iki saniye sürüyor.. Güne başlamak için sabırsızlanan, evinden çıkıp “dünyaya” ve insanlara kavuşmak için can atan birinin yapabileceğinden çok daha hızlı fırlıyorum yatağımdan.. Uykudan uyuşmuş ellerimle tutuyorum her saniye sesi daha da yükselen eziyet kaynağını.. “İptal Et”. Dışarı çıkmak için sabırsızlanan birinin atabileceğinden çok daha büyük ve hızlı adımlarla kısa koridoru aşıp salona atıyorum kendimi.. Ses.. Bu sefer de sessizliği “duymamak” için başka bir aleti alıyorum elime.. Önüme çıkan ilk müzik kanalını açıyorum.. Biraz daha ses.. Bundan sonrası kolay.. Hemen hemen her sabahki sıralama ile tamamlıyorum “kurumsal” hazırlıklarımı.. Bazen dolabın açık kapaklarının arasında dururken “uygun” kıyafet ile “uygunsuz” kıyafet arasında ayrım yapamaz hale gelmeme ramak kaldığını hissediyorum.. Gözlerimi en alt raftaki eşofman altlarından, üst kısımdaki sıralı, ütülenmiş gömleklere kaydırıyorum.. Televizyondaki müziği susturmadan önce müzik çalarımı elime alıp kulaklıklarımı takıyorum.. Aradaki sessizliğin 10 saniyeden fazla sürmesine izin veremem.. Cüzdan – tamam.. Kapı kartı? Tamam. Anahtarlar.. Kapıyı çektiğim gibi “play”e basıyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder